Hakkımda
Gazetecilikten yayıncılığa, etkinlikten dergiye
Notre Dame de Sion’dan İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Bölümü’ne, ATV’den Aksoy Yayıncılık’a, Sevent’ten Trendofis’e.
Eğitim hayatım ve ilk adımlarım
1992 yılında Notre Dame de Sion Fransız Kız Lisesi’nden mezun oldum. İki yıllık hazırlık sınıfıyla birlikte toplam sekiz yıl süren bu eğitim, yalnızca akademik anlamda değil, hayata bakışım, düşünce biçimim ve mesleki gelişimim açısından da bana çok şey kazandırdı. Fransızca eğitimimin ve bu köklü okulun bana açtığı kapılardan hayatımın her aşamasında yararlandım.
Ardından büyük bir istekle İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Bölümü’ne girdim. Üniversite yıllarım, mesleki anlamda kendimi geliştirmeye başladığım, farklı alanları keşfettiğim ve yayıncılıkla ilk ciddi bağımı kurduğum bir dönem oldu. Alanında çok değerli hocalardan ders aldım.
Henüz öğrenciyken Dünya Gazetesi’ndeki günlük haberlerin özetlenmesi, İngilizceye çevrilmesi ve her gün yayıma hazırlanması sorumluluğunu üstlendim. Böylece gazeteciliğin hızını, haber dilini ve içeriğin farklı bir dilde yeniden oluşturulmasının inceliklerini erken yaşta deneyimleme fırsatı buldum.
Televizyon dünyasına ilk adım
Üniversitede üçüncü sınıftayken hayatımın yönünü değiştiren bir işe başladım. ATV Yönetim Kurulu Başkanı ve Erler Film’in sahibi, Türk sinema ve televizyon tarihinin en önemli isimlerinden Türker İnanoğlu’nun asistanı oldum.
Bu dönemde Erler Film Çiçek Taksi ve Tatlı Kaçıklar gibi yapımlarla televizyon dünyasında çok önemli işler yapıyordu. Ben de çeşitli yabancı komedi filmlerinin ve dizilerinin çevirilerini yapıyor, senaryo çalışmalarına destek veriyordum. Her gün gazeteleri tarayarak senaryolara katkı sağlayabilecek haberleri, karakterleri ve güncel olayları derliyordum.
Bu görev, bana yalnızca senaryo ve yapım süreçlerini değil, televizyon ve eğlence sektörünün işleyişini de yakından tanıma imkânı sağladı. O yıllarda ATV’de Ali Kırca, Ayşenur Aslan, Ayşenur Yazıcı, Savaş Ay, Okan Bayülgen ve Cüneyt Özdemir gibi önemli isimlerin programları yayımlanıyordu. Medyanın, televizyon haberciliğinin ve yapımcılığın farklı yönlerini gözlemleyebildiğim çok öğretici bir dönemdi.
Aynı zamanda Senkron TV aracılığıyla Türkiye’de yayımlanan Fransızca ve İngilizce dizilerin çevirilerini yapıyor, Milliyet Yayınları için Yalvaç Ural’ın yönlendirmesiyle kitap çevirileri gerçekleştiriyordum.
Farklı alanlarda edindiğim bu deneyimler zamanla ilgimi başka bir noktaya taşıdı: içerik üretmek kadar, içeriği bir esere dönüştürmek, geliştirmek ve okuyucuyla buluşturmak da beni heyecanlandırıyordu. Böylece yayıncılık dünyasına doğru ilerlemeye başladım.
Yayıncılık, yazarlık, bilim
Yalvaç Ural’ın Aksoy Yayıncılık’ı kurması ve beni yayın editörü olarak davet etmesiyle Cemal Kutay’dan Mim Kemal Öke’ye, Sempé’den Paul Auster’a uzanan yüze yakın eserin editörlüğünü yaptım. 2006 yılında Türklerin Etnik Kimliği, 2007 yılında da Türklerin Kültür Tarihi isimli kitaplarım yayımlandı; ardından çocuklar için 25 kitaplık Popüler Bilim serisini hazırladım. Yayıncılık ve kitaplar sayfasında bu dönemi kapaklarıyla birlikte anlatıyorum.

Kurumsal etkinlik yönetimine geçiş
Yayıncılık sonrasında bu kez organizasyon, iletişim ve deneyim tasarımı alanına yöneldim. Yine bir Notre Dame de Sion mezunu olan Yasemin Pirinççioğlu’nun sahibi olduğu VIP Turizm’de kurumsal etkinlikler alanında çalışmaya başladım. Ardından Ulusoy Grubu’nda devam ettim ve büyük ölçekli kurumsal organizasyonların içinde yer aldım.
Bu dönem, içerik ve iletişim konusundaki deneyimimi etkinlik yönetimiyle birleştirmemi sağladı. Bir etkinliğin yalnızca bir organizasyon olmadığını; bir markanın kendisini ifade ettiği, paydaşlarıyla ilişki kurduğu ve deneyim yarattığı bir platform olduğunu gördüm. Zaman içinde kendi şirketimi kurarak bu alanda bağımsız bir yapı oluşturmak istedim; böylece Sevent’i kurdum.

Bugün
Bugün geriye dönüp baktığımda meslek hayatımın birbirinden farklı alanlardan oluştuğunu, ancak bu alanların aslında ortak bir zeminde buluştuğunu görüyorum.
Gazetecilik bana gündemi takip etmeyi ve doğru soruları sormayı öğretti. Yayıncılık, içeriği geliştirmeyi, bilgiyi yapılandırmayı ve farklı okur kitlelerine ulaşmayı sağladı. Yazarlık, araştırmalarımı ve düşüncelerimi kendi anlatımımla ortaya koymama imkân verdi. Etkinlik yönetimi ise insanları, fikirleri ve kurumları aynı platformda buluşturmanın gücünü gösterdi.
Bugün Sevent ve Trendofis çatısı altında bu deneyimleri bir araya getirerek üretmeye devam ediyorum.
Benim için mesleki gelişim, belirli bir alanda kalmaktan çok, öğrenmeye ve yeni alanlar keşfetmeye açık olmakla ilgili. Farklı disiplinler arasında bağlantılar kurmak, yeni fikirler geliştirmek ve bu fikirleri somut projelere dönüştürmek, yıllar içinde şekillenen çalışma anlayışımın temelini oluşturuyor.
Yayıncılıktan etkinlik yönetimine, kitaplardan dergilere uzanan bu yolculukta değişmeyen şey ise içerik üretme, insanları bir araya getirme ve ortaya kalıcı değerler çıkarma isteğim oldu.