Netflix'teki Jimmy Savile: A British Horror Story ilk bakışta İngiltere'nin en ünlü televizyon yıldızlarından birinin gerçek suç hikâyesini anlatan sıradan bir belgesel gibi görünüyor. Ancak izledikçe anlıyorsunuz ki mesele yalnızca Jimmy Savile değil.
Mesele, yıllarca herkesin gözünün önünde yaşanan kötülüğün neden durdurulamadığı.
Jimmy Savile, İngiltere'nin en tanınan televizyon yüzlerinden biriydi. Milyonlarca kişi tarafından seviliyor, yardım kampanyaları düzenliyor, hastanelerde ve yetimhanelerde gönüllü çalışmalar yapıyor, devletin ve kraliyet ailesinin takdirini kazanıyordu. Hayırsever kimliği, onun toplumdaki dokunulmazlığını güçlendiren bir zırha dönüşmüştü.
Ölümünün ardından ortaya çıkan gerçekler ise dehşet vericiydi.
Beş yaşındaki çocuklardan yaşlı yetişkinlere kadar yüzlerce kişiye yıllar boyunca cinsel saldırıda bulunduğu ortaya çıktı. İlk şikâyetlerin 1950'li yıllara uzanmasına rağmen, yaklaşık yarım yüzyıl boyunca hiçbir kurum onu durdurmayı başaramadı. İnsan ister istemez şu soruyu soruyor:
Bir insan bunu nasıl yapabilir?
Ama belki de daha önemli soru şu:
Bir toplum buna nasıl izin verebilir?
Belgesel tam da bu noktada daha derin bir sorgulama yapabilirdi. Ne var ki anlatının önemli bir bölümü Savile'in televizyon kariyerine ve ne kadar sevilen bir figür olduğuna ayrılmış. Elbette onun toplumdaki konumunu anlamak önemli; ancak bana göre belgesel, kurumsal ihmalleri ve sistemin nasıl işlediğini yeterince irdelemiyor.
Bu nedenle izledikten sonra araştırmaya devam ettim. Farklı kaynakları okudukça BBC'nin, hastanelerin, polis teşkilatının ve diğer kurumların yıllarca ortaya çıkan iddialara rağmen neden harekete geçmediğine dair çok daha çarpıcı bilgilere ulaştım. Belgeselin bıraktığı boşlukları, gerçek olayların ayrıntıları doldurdu.
Bu yapımı izlerken beni en çok rahatsız eden şey işlenen suçların büyüklüğü değildi. Asıl sarsıcı olan, gücün ve şöhretin insanlar üzerinde oluşturduğu körlük hissiydi. Toplum bazen çok sevdiği kişilerin karanlık tarafını görmek istemiyor. İyilik maskesi, sorgulamayı gereksiz kılıyor; saygınlık ise hesap vermenin önüne geçiyor.
Bugün yalnızca Jimmy Savile'i konuşmak yeterli değil. Bu hikâye, güç sahibi insanların neden daha fazla denetlenmesi gerektiğini ve kurumların sessizliğinin bireysel suçları nasıl büyütebildiğini de hatırlatıyor.
Belki de belgeselin asıl konusu hiçbir zaman Jimmy Savile değildi.
Asıl konu, onu onlarca yıl boyunca durduramayan sistemdi.