Sema Gül Bayoğlu
Blog / Film ve dizi hakkındaki yorumlarım

Severance

Bir Bedende İki Mahkûm

Apple TV+ / Yaratıcı: Dan Erickson / Yönetmen ve yapımcı: Ben Stiller · Sema Gül Bayoğlu · 2 dakikalık okuma

Severance'ın fikri tek cümleyle anlatılabilir, ki iyi bilimkurgunun işareti de budur: Lumon Industries çalışanları beyinlerine yerleştirilen bir çip sayesinde iş hayatlarıyla özel hayatlarını tamamen ayırıyor. Asansör kapısı kapandığı anda içeri giren kişi dışarıdaki hayatını hatırlamıyor; çıkan kişi de içeride ne yaptığını bilmiyor.

Buradan bir ofis komedisi de çıkabilirdi, bir gerilim de. Dizinin yaptığı şeyse daha rahatsız edici: ayrılma prosedürünü bir çözüm gibi sunuyor ve sonra o çözümün ne demek olduğunu size ağır ağır fark ettiriyor.

Meselenin özü

Bir bedende iki kişi var. Biri, ne amaca hizmet ettiğini bilmeden çalışan bir köle. Ne ürettiğini, kimin için ürettiğini, hatta neden orada olduğunu bilmiyor; hayatı fluoresan ışıklı bir koridordan ibaret. Diğeri, buhran içinde bir insan. Acısından kaçmak için günün sekiz saatini gönüllü olarak sildirmiş, ama o acı yerinde duruyor.

Ve dizinin asıl darbesi şu: ikisi de hapiste. Kaçış diye satılan şeyin kendisi hapishane. Beyaz yakalı hayatına dair yazılmış en keskin distopya bu yüzden — konusu iş değil, insanın kendi hayatının bir kısmını sahiplenmekten vazgeçmesi.

İşçilik

Dan Erickson'un senaryosu, sırlarını nasıl ve ne zaman açacağını bilen ender işlerden. Ben Stiller'ın yönetimi ise diziye o tuhaf, klostrofobik, steril güzelliği veriyor — mizahla dehşeti aynı karede tutabilmesi Stiller'ın komedi geçmişiyle ilgili olsa gerek.

Yapım tasarımı bir karakter gibi çalışıyor: Lumon'un beyaz koridorları, 70'lerde kalmış bilgisayarları, anlamı belirsiz "veri arıtma" ekranları. Görüntü yönetimi, oyunculuk, ses tasarımı, her plan tek tek düşünülmüş. Jenerik bile geçmeye kıyamayacağınız kadar iyi — nadir bir cümle, ama burada geçerli.

Kadro tam isabet: Adam Scott (Mark Scout), Britt Lower (Helly R.), John Turturro (Irving), Zach Cherry (Dylan), Tramell Tillman (Milchick), Patricia Arquette (Harmony Cobel), Christopher Walken (Burt) ve Dichen Lachman (Ms. Casey). Tillman'ın Milchick'i, gülümsemenin nasıl bir tehdit aracı olabileceğinin ders niteliğinde örneği.

Sezon finali

Dokuz bölüm nasıl geçti anlamadım. Birinci sezonun finali ise televizyonun son yıllarda ürettiği en iyi son bölümlerden biri — çıtayı o kadar yükseğe koyuyor ki bittiğinde odada bir süre öyle oturuyorsunuz.

Bugün nerede

Dizi 2022'de gösterime girdiğinden bu yana beklentiyi karşıladı. İkinci sezon 2025'te yayınlandı ve o yılın Emmy'lerinde en çok adaylık alan yapım oldu (27 adaylık); Britt Lower en iyi kadın oyuncu, Tramell Tillman en iyi yardımcı erkek oyuncu ödüllerini kazandı — Tillman bu kategoride kazanan ilk siyah oyuncu oldu. Jessica Lee Gagné ise bir dizide görüntü yönetimi Emmy'si alan ilk kadın olarak tarihe geçti.

Üçüncü sezonun çekimleri 2026 yazında başladı; yayın için 2027 bekleniyor. Dizinin dört sezon planlandığı söyleniyor.

Bir çekince

Dizinin ilk bölümleri ağır ilerliyor. Her şeyin hemen açıklanmasını isteyen bir izleyiciyseniz üçüncü bölüme kadar sabretmeniz gerekecek. Ama konu ilerledikçe içine giriyorsunuz — ve o yavaşlığın tesadüf olmadığını, Lumon'un zaman algısını size de yaşattığını anlıyorsunuz.

Belki herkese göre bir dizi değil. Ama sabrı olana karşılığını fazlasıyla veriyor.

Sonuç

Severance bir gizem dizisi gibi başlıyor, bir çalışma hayatı hicvi gibi devam ediyor ve bir kimlik trajedisi olarak bitiyor. Yıllar sonra hâlâ hakkında konuşulmasının sebebi bulmacası değil, sorduğu soru: hayatınızın hangi kısmından vazgeçmeye razısınız, ve bunu kim adına yapıyorsunuz?