Sema Gül Bayoğlu
Blog / Film ve dizi hakkındaki yorumlarım

WHAM!

Bir Müzik Grubundan Çok, Bir Dostluğun Hikâyesi

Belgesel · Netflix · Sema Gül Bayoğlu · 2 dakikalık okuma

Bazı belgeseller yalnızca geçmişi anlatmaz; insanı kendi gençliğiyle de yeniden buluşturur. Netflix'in WHAM! belgeselini izlerken hissettiğim tam olarak buydu.

Wham! şarkılarıyla büyümüş biri olarak bu belgeseli ister istemez nostaljik bir duyguyla izledim. Ama beni en çok etkileyen şey, şarkılardan çok iki arkadaşın birlikte kurduğu bir hayalin hikâyesiydi.

George Michael bugün çoğu kişi tarafından olağanüstü sesi, güçlü besteleri ve unutulmaz şarkılarıyla hatırlanıyor. Belgesel de onun ne kadar üretken bir söz yazarı ve müzisyen olduğunu yeniden hatırlatıyor. Ancak asıl hoşuma giden nokta, George Michael'ın başarısını tek başına anlatmak yerine Andrew Ridgeley'nin rolünü de görünür kılması oldu.

Yıllar boyunca Andrew Ridgeley, "Wham!'in diğer üyesi" olarak anıldı. Oysa belgesel, George Michael'ın kariyerinin şekillenmesinde onun ne kadar önemli bir dost ve yol arkadaşı olduğunu gösteriyor. George Michael'ın röportajlarında da sık sık dile getirdiği bu gerçeğin hakkının teslim edilmesi belgeselin en güçlü yanlarından biri.

Belgeselin bir diğer önemli katmanı ise George Michael'ın kişisel mücadelesi.

1980'lerin pop kültürü içinde oluşturulan genç, neşeli ve kadınların hayran olduğu yıldız imajı, onun gerçek kimliğiyle büyük bir çatışma içindeydi. Cinsel kimliğini uzun yıllar saklamak zorunda kalmasının yarattığı psikolojik baskıyı belgesel oldukça incelikli bir şekilde ele alıyor. Şöhret bazen insanı özgürleştirmek yerine, kendi yarattığı karakterin içine hapsedebiliyor.

Belgesel yalnızca başarı öyküsü anlatmıyor. Aynı zamanda şöhretin görünmeyen bedellerini, dostluğun önemini ve kimliğini saklayarak yaşamanın insan üzerinde bıraktığı yükü de anlatıyor.

Bir biyografi belgeselinden beklediğim şey de tam olarak bu. Albümlerin kaç sattığını ya da listelerde kaç hafta kaldığını öğrenmekten çok, o başarıların arkasındaki insanı tanımak.

WHAM! tam da bunu başarıyor.

Belgesel bittiğinde aklımda kalan şey "Wake Me Up Before You Go-Go" ya da "Careless Whisper" değildi.

Aklımda kalan, birbirlerine inanan iki genç arkadaşın hikâyesiydi.