Sema Gül Bayoğlu
Blog / Film ve dizi hakkındaki yorumlarım

Priscilla

Aynı Hikâyeye Farklı Bir Pencereden Bakmak Yetmiyor

Film · Sofia Coppola · Sema Gül Bayoğlu · 2 dakikalık okuma

Sofia Coppola'nın Priscilla filmi, Elvis Presley'in hikâyesini bu kez Priscilla Presley'in gözünden anlatmayı amaçlıyor. Bu fikir başlı başına ilgi çekici. Çünkü uzun yıllar boyunca anlatılan hikâyelerde Elvis hep merkezdeydi; Priscilla ise çoğunlukla onun hayatındaki bir karakter olarak kaldı.

Ne yazık ki film, bu güçlü fikrin hakkını veremiyor.

Ben, Baz Luhrmann'ın yönettiği Elvis filmini çok seven biri olarak Priscillayı büyük bir merakla izledim. Hatta filmi, aynı heyecanı paylaşan bir arkadaşımla birlikte seyrettim. Ama ikimiz de filmin sonuna kadar sabırla oturmamıza rağmen, bittiğinde yaşadığımız duygu hayal kırıklığı oldu.

Sorun, filmin Elvis'i farklı göstermesi değil.

Sorun, hikâye anlatamaması.

Bir biyografi filmi ya da bir karakter çalışması izlerken, karakterlerin neden belirli kararlar aldığını, ilişkilerin nasıl dönüştüğünü ve olayların birbirini nasıl tetiklediğini görmek istersiniz. Priscilla ise çoğu zaman bu bağları kurmuyor. Sahneler peş peşe geliyor ama birbirine bağlanmıyor. Duygusal geçişler eksik kalıyor.

Bu nedenle karakterlerle gerçek bir bağ kurmak zorlaşıyor.

Oyunculuklar da bu eksikliği telafi edemiyor. Özellikle Austin Butler'ın Elvis yorumundan sonra bu filmdeki Elvis performansı ister istemez daha zayıf hissediliyor. Priscilla karakteri de derinleşemediği için seyirciye geçemiyor.

Oysa Sofia Coppola, Lost in Translation gibi son derece incelikli bir film çekmiş bir yönetmen. Tam da bu nedenle beklentim yüksekti. Kadın bakış açısından anlatılan bir Elvis hikâyesinin çok daha katmanlı, daha cesur ve psikolojik olarak daha güçlü olmasını bekliyordum.

Belki de filmin en büyük sorunu burada.

Yeni bir bakış açısı sunuyor ama o bakış açısını geliştiremiyor.

Film bittikten sonra aklımda Priscilla'nın iç dünyasıyla ilgili yeni bir şey kalmadı.

İyi biyografi filmleri, hakkında zaten bildiğimiz insanları yeniden keşfetmemizi sağlar.

Priscilla ise ne Elvis'i ne de Priscilla'yı yeniden tanımamı sağladı.

Bu yüzden benim için kaçırılmış büyük bir fırsat olarak kaldı.